Genital Siğil
Bu lezyonlar HPV yani human papilloma virüs ile oluşan, iyi huylu yani kanser riski taşımayan lezyonlardır.
HPV (Human Papilloma virüs) 100′ den fazla virüse verilen ortak addır. Bu virüsler vücudun herhangi bir yerinde siğillere sebep olabilirler. Ancak bazıları cinsel yolla bulaşır ve condyloma acuminata (genital siğil ) denilen hastalığı oluşturur.
Siğiller bu enfeksiyonun görünebilir belirtileridir ve ancak % 30 olguda ortaya çıkmaktadır. Kalan % 70 lik bölümde ise virüsler deri altında kalmakta ve herhangi bir belirti vermemektedir. Vücutta yaptığı hastalıklar yalnızca siğillerle sınırlı değildir. Rahim ağzı kanseri, dış genital organ kanseri (vulva kanseri), anüs kanseri, penis kanseri, boğaz kanseri gibi kanser ve kanser öncesi değişikliklerden sorumlu bir virüs ailesidir HPV.
Subklinik adı verilen belirti vermeyen formun kanser oluşumu ile bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Bu sebep dolayısı ile HPV virüsü ve meydana getirdiği genital siğiller tespit edildiğinde mutlaka tedavi edilmeli ve hastalar doğru bir şekilde yakından takip edilip smear testi ve gerektiğinde kolposkopik incelemeleri yapılmalıdır. HPV virüsünün bir sonucu olan genital siğil (kondilom) varlığında bu virüsün bulaştırıcılığı çok fazladır.
Genital Siğil Belirtileri
HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara “genital siğil” denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı veya kahverengimsi karnıbahar görünümlü kabarıklıklar şeklinde kendini gösterir. Genital siğiller hem kadında hem de erkekte daha sıklıkla genital bölgede, makat etrafında ve nadiren de ağızda oluşur.
HPV Virüsü Nasıl Bulaşır?
Toplumda çok sık rastlanan bir enfeksiyondur. HPV cinsel yolla bulaşan en sık hastalıktır. Cinsel bölgeyi enfekte eden HPV temas yolu ile kolayca yayılır. HPV’ nin bir kişiden diğerine bulaşması için mutlaka tam bir ilişki olması gerekmez. Enfekte olan cilt bölgelerinin birbiri ile teması ile de hastalık bulaşabilir. Tam bir cinsel ilişki olmadan dışarıdan “sürtünme” yolu ile gençlerde de sıklıkla bulaşabilmektedir.
Bulaşma olduktan sonra bulgular bazen birkaç ay, bazen de birkaç yıl sonra ortaya çıkabilir. Hatta bazen virüs yıllarca hiçbir bulgu vermeden vücutta kalabilir. Hastaların büyük bir kısmında 2-6 ay içinde belirti verir. Bazen ortaya çıkışları yılları bulabilir. Aktif genital lezyonların varlığında bulaşıcılık en yüksektir. Siğiller ortaya çıkıp tedavi edildikten sonra yeniden siğil çıkmadan geçen dönem ne kadar uzunsa bulaştırıcılık da o oranda azalmaktadır. Kondilomların bulaşması genital HPV hastalığı taşıyan bir bireyle girilen her türlü cinsel ilişki ile mümkün olabilir. Virüs, ilişki sırasında ciltte ortaya çıkan mikroskobik yırtıklar ve sıyrıklar vasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır.
Risk Faktörleri Nelerdir?
- 20-24 yaşlar HPV virüsünün alınması için en riskli yaşlardır.
- Siz veya cinsel eşiniz birden fazla kişi ile ilişkiye giriyor ise risk artacaktır.
- Klamidya veya Herpes simpleks gibi başka cinsel ilişki ile bulaşan hastalığınız varsa
risk artmaktadır.
- Hamilelik, doğum kontrol hapı kullanımı riski arttırmaktadır.
- Hodgkin, lösemi gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlarda risk
artmaktadır.
- Beyaz ırkta daha fazla görülmektedir.
- Sigara içimi riski arttırmaktadır.
HPV Tanısı Nasıl Konur?
Tipik genital siğillerin gözle görülmesi hem erkekte hem de kadında HPV tanısı için yeterlidir. Şüpheli görünümde bazen bazı asit içeren solüsyonlar uygulanarak ciltteki renk değişikliklerinden siğil olup olmadığı anlaşılabilir.
Dıştan görünen herhangi bir lezyonun olmadığı durumlarda rahim ağzının büyüteç benzeri kolposkop adı verilen bir cihaz ile incelenmesi ile tanı konabilir. En küçük şüphede lezyondan alınacak küçük bir parçanın patolojin incelenmesi tanıyı kesin koydurur. Fakat genellikle lezyonlar çok tipik olduğundan hekimin göz ile muayenesi HPV, genital siğil tanısı koydurmakta yeterlidir.
Kondilom tanısı konan kişilerin partnerleri de mutlaka muayene olmalı ve gerekir ise genital siğil için tedavi edilmelidir. Çünkü tedavi edilmemiş bir eş enfeksiyonun sürekli yeniden bulaşmasına neden olabilir.
HPV kan dolaşımına geçmediği için kanda bu virüsü saptamak mümkün değildir. HPV tanısını bir kan testi ile koymak mümkün değildir.
Genital Siğil Tedavisi
Genital siğilleri gerçek anlamda tedavi eden kişinin kendi bağışıklık sistemidir. Zaten siğillerin hızla yaygınlaştığı dönemler, çeşitli nedenlerle savunma sisteminin zayıf olduğu dönemlerdir. Öncelikle bu bağışıklık sisteminde sorun yaratabilecek beslenme bozukluğu veya stress faktörünün giderilmesi sağlanmalıdır.
Genital siğillerin tedavisinde en sık olarak cerrahi eksizyon (operasyonla lezyonun kesilerek çıkartılması), krioterapi (dondurma), lazerle siğil tedavisi, koter (yakma) tedavileri, antiviral kremler ve ilaç tedavileri uygulanmaktadır.
Cerrahi tedaviler daha çok anogenital siğillerin yoğun ve iri kümelenmeler (büyük kondilomlar) halinde olduğu durumlarda uygulanır.
1-Siğillerin cerrahi olarak çıkartılması
Genel olarak eksizyonel yöntemler dış genital organların HPV enfeksiyonlarında kullanılmazlar. Bunun istisnası ise dış genital organlarda lokalize çok büyük kondilomların varlığıdır. Genital sistemin görünür bölümünde çok büyük kondilomların olması durumunda eksizyonel yöntemlerden yararlanılarak büyük parçalar çıkarılır ve daha sonrasında medikal tedavi ile birlikte destrüktif yöntemlerden biri ile tedavi devam ettirilir.
Diğer bir yöntem de dış genital organların kondilomlarında eksizyon (çıkartılması) amaçlı LEEP uygulaması yapılabilir.
Leep nedir?
LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) ; alternans bir elektrik akımı ile loop uçlarında protein denatürasyonuna neden olarak iki dokuyu ayırabilecek derecede ısı oluşumu sağlayan bir sistemden oluşmuştur. Bu sayede başka hiçbir yere zarar vermeden, son derece rahat bir kontrol ile gerekli patolojik dokunun çıkarılması sağlanacaktır.
LEEP’ te tecrübeli bir hekim tarafından uygulandığında, kanama riski yok denecek kadar azdır. Ofis şartlarında, lokal anestezi altında uygulanabilmesi, hastanede yatış gerektirmemesi, komplikasyon riskinin çok düşük oluşu, hasta tarafından tolere edilebilirliği ve uygulama kolaylığı bu yöntemin tercih edilmesine neden olmuştur.
2- Yıkıcı yöntemler ile siğil tedavisi (Destrüksiyon)
Elektrokoterizasyon (Elektrokoagülasyon, elektirikle yakma)
Bipolar koter ile HPV odaklarının lokal anestezi altında yakılmasıdır. Yeterli destrüksiyon sağlandığından emin olunduğu müddetçe bu gün kabul gören en geçerli tedavi yöntemidir.
Özellikle dış genital organlar dediğimiz genital sistemin dışardan görünen bölümünde (cilt ya da mukozal) meydana gelen kondilomların yok edilmesi için idealdir. Çoğu zaman tek oturumda tün odakların yok edilmesi mümkündür. Tedavi süreci kısadır. Fazlaya kaçılması halinde sağlıklı dokularda da hasar meydana getirebileceği unutulmamalıdır.
Kriyoterapi (Dondurma)
Kriyoterapi, likit (sıvı) nitrojenle lezyon ve lezyon çevresinin dondurulması işlemidir. Bu da elektrokuagülasyon gibi başarılı yöntemlerden birisidir. Krioterapi son yıllarda oldukça sık olarak kullanılmaya başlayan, oldukça etkili, yakma (elektrokoterizasyon) yöntemine göre daha ağrısız ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir. Dondurma işlemi oldukça ağrısız bir işlemdir ve işlem sırasında çoğu zaman anestezik madde gerektirmez.
Krioterapi oldukça güvenilir bir yöntem olup gebelik sırasında ortaya çıkan anogenital siğillerin dondurulması amacıyla da kullanılabilmektedir.
CO2 (Karbondioksit) lazer ablasyonu
Karbondioksit (CO2) esaslı laser destrüksiyonu ile etkin şekilde siğil tedavisi sağlanabilir. Karbondioksit lazerle siğillerin yakılması diğer tedavi yöntemlerine göre biraz daha pahalıdır. Ancak etkinliği de oldukça yüksektir. Ayrıca iz kalma şansı da çok azdır. Tarafımızca yapılan genital siğil tedavilerinde daha sıklıkla lazer işlemlerini tercih etmekteyiz. İşlem genellikle lokal anestezi ile yani o bölgenin uyuşturulması ile yapılmaktadır.
CO2 buharı içinde HPV bulunabildiğinden solunum sistemi ile bulaşması ve yayılması da olasıdır. Bunun için gerekli önlemler alınmalıdır.
Kimyasal destrüksiyon
Bu amaçla biklorasetik asit, triklorasetik asit, podofilin ve podofilotoksin gibi asitler de kullanılmaktadır. Kimyasal yıkıcı asitler oldukça etkilidir, ancak sağlıklı ciltte de tahriş (iritasyon) etkisine sahip maddelerdir.
Kimyasal yıkıma bağlı inflamasyon, erozyon, ağrı ve ülserasyon oluşabilir. Hastanın kendisinin uygulaması oldukça zordur. Hastanın görüş alanının dışındaki lezyonlara müdahale etmesi güçtür ve sağlıklı deriye dokundurulduğunda burada da harabiyet meydana getirecektir. Ayrıca günlerce, tekrar tekrar uygulamayı gerektirebilen uzun bir tedavi seçeneğidir.
Kimyasal asit tedavileri bebeğe toksik etkisinden dolayı gebelikte uygulanmazlar.
3-Genital Siğil Tedavisinde Kullanılan İlaçlar
Siğillerin ilaçla tedavisinde ‘immunomodulasyon’ yani immün direnci arttırmaya yönelik olarak interferon ve imikimod ilaçları kullanılmaktadır. İlaç tedavilerinin uzun sürmesi dezavantajlı yönleridir.
İnterferonlar, antiproliferatif ve antiviral etkilerinden dolayı kullanılırlar. Tropikal, sistemik veya intralezyonel kullanım seçenekleri vardır.
İmikimode (Imiquimode) ise 2003 yılından bu yana ülkemizde de bulunan saşe-krem formunda, ülkemizde ve yurt dışında “Aldara % 5 krem” adıyla piyasalardadır.
%5 lik İmikimod (Aldara krem), yalnızca siğilin üzerine sürülerek o bölgedeki hücresel tip bağışıklığı arttırarak etki eden bir kimyasaldır. Aldara bir antiviral değildir. Aldara yalnızca cilt bölgesinde lokalize kalan ilaç o bölgedeki interferon alfa ve sitokinleri aktive ederek immün direnci yükseltir. Aldara krem sayesinde immün direnç yükselince o bölgeye hareket eden makrofaj ve lenfositler viral patolojiyi giderecektir. Aldara gebelikte Kategori B olduğu için güvenle kullanılabilir. Yapılan bilimsel çalışmalarda da Aldara kremin gebelik ve emzirme döneminde kullanımından ötürü herhangi bir olumsuz etkiye rastlanmamıştır. (Nitekim kremin cilde sürülmesi ile ancak binde 9’luk bir kısmı deriden emilmektedir.) Aldara kremin kullanımı bağışıklık sistemini de aktive ettiği için ileride olabilecek siğil nükslerinin de önüne geçebileceği iddia edilmektedir.
Genital siğil tedavisi için kullanılan Aldara krem ile tedavi süresi dondurma ve yakma tedavilerine göre daha uzun sürmektedir. Aldara ile anogenital siğil tedavi süresi haftada 3 uygulama ile 16 haftaya kadar uzayabilir. Aldara’nın (İmikimod) en çok görülen yan etkisi “eritem” yani ilacın hasta olmayan dokuya sürülmesine bağlı olarak gelişen geçici kızarıklıklardır. Bu nedenle ilaç tatbikinden 6-10 saat içinde ilişki yapılmaması ve sonrasında banyo yapılması önerilir.
Anogenital siğiller uzun dönemde tekrarlayabilir. Özellikle rahim ağzına yerleşmiş olan siğiller ileriki yıllarda az da olsa serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) riskini arttırmaktadır.
Genital siğil çıkan hamileler de tedavi edilmeli midir?
Hamilelik vücut direncinin düşmesine neden olduğu için bazı kişilerde önceden olmamasına rağmen hamilelik dönemlerinde genital siğiller ortaya çıkabilir. Hamileliklerinde anogenital siğiller çıkan gebe hastalar uygun tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilirler.
Gebelikte en uygun tedavi yöntemleri arasında krioterapi (dondurma tedavisi) ve cerrahi eksizyon (lezyonun cerrahi operasyonla çıkarılması) bulunmaktadır. Ancak gebelikte asit veya kimyasal ile yakma tedavileri önerilmemektedir. Gebelikte ortaya çıkan kondilomlar dirençli olabilir ve genelde ardı sıra bir kaç seans tedaviyi gerektirebilir.
Siğil nüksleri (tedavi sonrası tekrarlamalar) neden oluşur?
Anogenital siğiller yakma, dondurma ve hatta ilaç tedavileri sonrası bile hayatın belirli dönemlerinde tekrarlama şansına sahiptir. Buradaki en sık neden ise vücudun immün (bağışıklık) sisteminin düşmesi sonucu viral enfeksiyonun aktive olmasıdır.


