Her anne ve baba adayı sorunsuz bir gebelik sürecinin ardından doğumun olması gereken zamanda gerçekleşmesini ve bebeklerinin sağlıkla dünyaya gözlerini açmasını ister. Ancak bazen çeşitli nedenlerle veya herhangi bir nedene bağlı olmaksızın doğum zamanından önce gerçekleşebilir. Erken doğum en basit tanımıyla bebeğin 20. haftadan sonra 37. haftadan önce dünyaya gelmesidir.
Kasılma, sancı, pelvik bölgede basınç hissi, vajinada kanama veya fazla miktarda akıntı gibi erken doğum belirtileri görüldüğünde kişi vakit kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalıdır.
Erken doğum riski bu konudaki farkındalığın artırılması, belirtilerin takibi ve korunma yollarının devreye alınması ile önlenebilmektedir. Ayrıca günümüz tıbbi imkanları ve özel bakım uygulamalarıyla erken doğan bebekler de sağlıklı gelişimlerini tamamlayabilmektedir.
Erken doğum nedir?
37 ila 42 hafta arasında süren gebelikler normal kabul edilmektedir. Erken doğum ise normal doğum süresi tamamlanmadan, 37. gebelik haftası öncesinde gerçekleşen doğumları ifade eder.
Erken doğan bebekler prematüre olarak adlandırılmaktadır. Prematüre bebeklerin sağlığı ve gelişimi, doğdukları haftaya bağlı olarak değişebilir. Genellikle hamileliğin 20. haftasından 34. haftasına kadar olan doğumlar erken preterm; 34. hafta ila 37. hafta arasındaki erken doğumlar ise geç preterm olarak adlandırılmaktadır.
Erken doğum nedeniyle bebek henüz anne karnındaki gelişimini tamamlayamazsa bu bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle prematüre bebekler yenidoğan yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyabilirler. Yenidoğan yoğun bakımında kalınacak süre ise bebeğin genel sağlık durumuna göre değişmektedir.
Erken doğum belirtileri nelerdir?
Erken doğumun en yaygın belirtilerinin başında rahim kasılmaları gelir. Erken doğum kasılmaları genellikle düzenli seyreden aralıklarla (10 dakikada bir ya da daha sık) gelir ve zamanla şiddetlenme eğilimi gösterir. Bazen anne adayları yalan kasılma da denilen Braxton Hicks kasılmalarını gerçek doğum kasılması ile karıştırabilmektedir. Bu da doğum paniğine yol açabilir. Ancak Braxton Hicks kasılması düzensiz ve ağrısızdır; bu bakımdan erken doğum kasılmalarından farklıdır.
Kasılmalar düzenli ve şiddetini artırıyorsa hemen doktora başvurulmalıdır.
Erken doğuma işaret eden bir diğer belirti de alt karın bölgesinde şiddetli ağrı veya baskı hissidir. Bu durum genellikle adet sancısı ile benzerlik gösterebilir.
Bunun dışında:
- Amniyotik sıvının erken boşalması
- Vajinal kanama veya yoğun, sulu veya kanlı vajinal akıntı
- Ani ve şiddetli bulantı ve kusma
- İdrarda yanma, sık idrar yapma ihtiyacı veya idrarda kan görülmesi
- Pelvik bölgede baskı veya basınç hissi
- Şiddetli ve geçmeyen sırt ağrısı; ağrının özellikle alt sırt bölgesinde hissedilmesi erken doğum belirtileri arasında yer almaktadır.
Erken doğum hangi aylarda risklidir?
Erken doğum riski gebeliğin son üç aylık döneminde daha yaygın görülmekle birlikte, 20. haftadan itibaren herhangi bir aşamada ortaya çıkabilir. 37. gebelik haftasına kadar gerçekleşen tüm doğumlar prematüre yani erken doğum olarak kabul edilmektedir.
Erken doğum anne ve bebeğin durumuna bağlı olmak üzere çeşitli riskler yaratabilir. Özellikle 20. haftaya daha yakın gerçekleşen erken doğumlar bebek açısından daha yüksek risk taşıyabilmektedir.
Erken doğum neden olur?
Erken doğum birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Bazen de bilinen herhangi bir risk faktörü veya neden olmadan da anne adayı erken doğum yapabilmektedir.
Erken doğuma yol açan veya riski artıran yaygın durumlar şu şekilde sıralanabilir:
- Bazı rahim anormallikleri veya rahim ağzı problemleri
- Annede yüksek tansiyon veya diyabet gibi hastalıkların varlığı
- Genellikle yüksek tansiyon ile tetiklenen preeklampsi (gebelik zehirlenmesi)
- Anne adayında veya bebekte enfeksiyon oluşumu (özellikle annede idrar yolu enfeksiyonu ve vajinal enfeksiyonlar)
- Plasentanın erken ayrılması veya aşağıda olması
- Ailede erken doğum öyküsü
- Bebeğin düşük kiloda olması
- Anne adayının önceki gebeliklerinde erken doğum yapmış olması
- Çoğul gebelikler veya bir önceki doğumun ikiz, üçüz olması
Yaşam tarzı ve çevresel faktörler de erken doğuma sebebiyet verebilmektedir. Özellikle; sağlıksız beslenme, sigara tüketimi, uyuşturucu madde kullanımı, aşırı stres gibi durumların erken doğuma yol açabildiği bilinmektedir.
Erken doğumu önlemek için neler yapılabilir?
Erken doğum her ne kadar bazı risk faktörleriyle ilişkili olsa da, bazen sağlıklı devam eden bir hamilelik de erken doğumla sonuçlanabilmektedir. Ancak yine de erken doğum riskini azaltmak için alınabilecek bazı önlemlerden bahsedilebilir.
Bu önlemlerin ilki düzenli doktor kontrolüdür. Hamilelik süresi boyunca doktor kontrollerinin aksatılmaması; ultrasonografi başta olmak üzere gerekli tüm test ve taramaların yapılması ile olası problemlere zamanında müdahale edilerek erken doğum riski önlenebilmektedir.
Bunun yanı sıra anne adayının sağlıklı bir yaşam tarzı sürmesi, iyi ve dengeli beslenmesi, sigara ve alkolden uzak durması, doktorun verdiği takviyeleri kullanması, anne adayının gebe kalmadan önceki sağlık problemlerinin yakından izlenmesi erken doğum riskini azaltabilir. Yatak istirahati ise erken doğumu önleme yöntemlerinden biri değildir.


